Kapıdan salonu ilk gördüğümde, diğer eğitimler gibi monoton geçeceğini düşündüm. Bir projektör, flipchart, tahta kalemleri ve kolçaklı sandalyeler. Hiç düşündüğüm gibi geçmedi: Ne yapmam gerektiğini değil, nasıl ve neden yapmam gerektiğini, Okumanın, bildiğimizden uzak ama bize çok yakın bir olgu olduğunu, İçimde zaten var olan, eğitim sistemi yardımıyla da kendi kendime çürüttüğüm gücü nasıl yeniden ortaya çıkaracağımı, Bir şeyler okurken “Yazar nasılsa gerektiği yerde, anlamam gerekeni bana söyler” demek yerine yazarla konuşur (bazen tartışır) gibi okumayı, Okumaya başlarken ve okurken düşünmeyi, Okurken ne yaptıklarını düşünmediğim gözlerim ve beynimle arkadaş olmayı ve onları beslemeyi, Tamamını anlamalıyım diye düşünürken sayfalara nasıl bakacağımı Okumanın amaç değil araç olduğunu ve nasıl kullanmam gerektiğini Aynı zamanda okumanın “boş vakitleri değerlendirme aracı” değil, kendimi geliştirme aracı olduğunu öğrendim. Şimdi, biraz da şaşkınlıkla her gün öğrendiklerimi tekrar ediyorum. Kitapçılara daha fazla gidiyorum ve daha uzun süre kalıyorum. Okumanın ve bilgilenmenin tadını çıkarıyorum. Bu eğitime daha önce katılmamış olanların mutlaka faydalanması gerektiğini düşünerek her fırsatta Adil Maviş’i ve eğitimi anlatıyorum. Tüm insanlara ulaşması dileğiyle… Çiğdem Uyar Danışman (Samsun) |