Tanışalım mı? Konferanslarımız Seminerlerimiz Eğitmenlerimiz Kurumsal Faaliyetler Basında Biz İletişim

   ABDULKADİR TÜRK
   Alişan Kapaklıkaya
   Bayram Özbek
   Hasan Yılmaz


İsim
Email
  Mesaj  
Alişan Kapaklıkaya - SUSMA! SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK...

                Okunma Sayısı: 5058
SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK

            İki yaşıma geldiğimde konuşmam gecikince annemle babam telaşlanmışlar. Beni konuşturmak için çok çaba göstermişler. Doktora götürmüşler. Hocaya okutmuşlar. “Mamma, babba, dedde” demeye başladığımda heyecanlanmışlar.

             Üç yaşımda konuşmaya başlayınca pek sevinip eşe dosta duyurmuşlar. Sevinçleri uzun sürmemiş, çünkü ben çok konuşmaya, durmadan sorular sormaya başlamışım. Ne söylersem “hı hı,” ne sorarsam “tamam” demişler. Bir süre sonra oflayıp puflamaya başlamışlar.

             Babama bir şey anlatmak istediğimde babam “yorgunum, git annene anlat.”, annemle konuşmak istediğimde annem “yemek yapıyorum, git babana söyle” demiş. 

            Dört yaşımdayken bana “sus artık” diye bağırdıklarını hatırlıyorum. Misafirliğe giderken annem “bak orada bir şey isteyip beni rezil etme” diye sıkı sıkı tembihlerdi beni.  

           İlkokula başladığım ilk gün sıraya geçtik. Okul müdürü sert bir sesle “susuuun” diye bağırınca çok korkmuştum. Beş yıl boyunca öğretmenimiz “susun, konuşmayın, kesin” demekten bıkmadı, biz de konuşma isteğinden vazgeçmedik.

             Ortaokulda bir şeyler anlatmak için konuşurken büyüklerim “ne biçim konuşuyorsun, susar mısın” dediler. 

            Lisedeyken her öğretmen kendi dersinin öneminden dem vurup susturdu beni. Leyla ile Mecnun’un aşkını öve öve bitiremeyen edebiyat öğretmenim bırakın konuşmayı, bir kıza baktığımda bile yapıştırdı tokadı gözümün tam üstüne. Bir genç olarak şimdiki duygularımın taaa M.Ö. yaşamış insanların duyguları kadar önemi yoktu. 

            Lisede her sabah güne müdür yardımcılarımızın “susun oğluuum, kızım keser misin konuşmayı” sözleriyle başlıyorduk. Derslerde hep susturulduk. Hocalarımız dolu testi, biz ise boş bardaktık. Hep onlar konuşarak dolduruyorlardı içimizi. 

            Öğleden sonraları eve geldiğimde annem “misafirler var, onların yanında fazla konuşma” derdi. Tek umudum akşam işten gelecek babamdı. Yemekten sonra televizyonun karşısına otururdu. Bir şey sorduğumda gözlerini televizyondan ayırmadan “yavrum susar mısın, görmüyor musun haberleri izliyorum” derdi. 

            Odama giderdim. Yatağa girer yorganı başıma çekip sessizce ağlardım. Gözyaşlarımı sadece yastığım bilirdi. Bu sırada odalarına çekilirken babamın anneme “hanım Allah’a şükür evladımızın hiç derdi yoook.” dediğini duyardım. Ben onların fısıltı halindeki konuşmalarını duydum ama onlar ne benim evde, okulda, yemekte, televizyon izlerken yaptığım konuşmalarımı duydular, ne de odamda yorganın altında attığım sesiz çığlıkları...

             Bir gün babama bir şey sorduğunda boğazıma bir şey düğümlendi. Annem “neden konuşamıyorsun yavrum” dedi. Okulda da öğretmenler beni tahtaya kaldırdığında çok heyecanlanır, sorulara cevap veremezdim. “Konuşsana çocuğum” diyen öğretmenime hayret ederdim, çünkü o güne kadar beni susturup hiç beklemediğim bir anda “konuş” demişlerdi.

             Üniversiteye gittiğimde biraz nefes aldım. Ailem yanımda değildi, hocalarım da karışmıyordu bana. Bir kaç arkadaş bir araya gelip gösteri yapmaya karar verdik. Hep beraber avazımız çıktığı kadar “yaşasın özgürlük” diye bağırırken polis geldi. “Dağılın” anonsuyla kol kola girip birbirimize daha sıkı kenetlendik. Tüm gücümle “susma sustukça sıra sana gelecek” diye bağıracaktım ki bir polisin eli ağzıma yapışıp ağzımı kapatıverdi. Yine susturulmuştum.

            Ben artık konuşmak istiyorum.            

            Nasıl olsa öldüğüm anda bile çenemi bağlayacaklar...

 

Görsel Sorunlular İçin  
 SON 10 YAZILARI Okunma Sayısı EKLENME TARİHİ
SUSMA! SUSTUKÇA SIRA SANA GELE... 50585 Ekim 2009
DÜNKÜ GÜNEŞLE BUGÜNÜN ÇAMAŞIRI... 105225 Eylül 2009
GELECEĞİNİ GEÇMİŞİNE KURBAN VE... 1059321 Ağustos 2008
MERHABA ÖĞRETMENİM... 34253 Mayıs 2008
EĞİTİM ÖĞRENCİYE SAYGIYLA BAŞL... 493520 Mart 2008
BİR POLİSİMİZ İNTİHARI; GÜZEL ... 35511 Ocak 2008
Benim Babam Ne Zaman Gelecek A... 25661 Ocak 2008
Şimdi o uyuyan GÜZEL uyandırıl... 18381 Ocak 2008
Yorumunuzu Yazınız.
güner ergin tarınç - 29 Haziran 2010, Salı 14:33
Yorum:
m erhaba hocam ben 19 mayıs lisesinden sizi gecen sene sizi televizyonda gördüm cok sasırdım daha sonra arastırdım kiaplarınızdan faydalanmak isterrim ve sizinle görüşmek
yusuf - 24 Haziran 2010, Perşembe 15:04
Yorum:
sevgili hocam bugünkü "ilham veren öğretmen" konulu konferansınıza katıldım ve hem çok keyif aldım hem de çok şey öğrendim. size gerçekten teşekkür ederim. ufkumu açıp yeni bir aşkla öğrencilerime kavuşup daha etkili, sevgi dolu ve onları anlamaya çalışarak ders işememe vesile olacaksınız. bu tür seminer ve konferansların sık sık tekrarlanmasında çok fayda görüyorum. milli eğitimin hizmetiçi eğitim kapsamında böyle çalışmalar yapmasını diliyorum.
Seda - 1 Haziran 2010, Salı 16:45
Yorum:
merhaba Alişan hocam ben yeni üye oldum lise 3.sınıfa gidiyorum öss'ye hazırlanıyorum ama sınava fazla hazırlığım yok planlı programlı bir şekilde çalışmak istiyorum başarılı bir şekilde ailemin umudunu benden beklentilerini boşa çıkarmak istemiyorum bilgi verirmisiniz bana bu konuda saolun şimdiden sizi yeni tanıdım.
muhammed - 15 Mayıs 2010, Cumartesi 12:56
Yorum:
Alişan hocam karacabey'e geldiğinizde sizi ilk defa gördüm daha önce içindeki uyuyan güzeli uyandır adlı kitabınızı okuduğumda sizidahada merak etmiştim.Kitabı okumaya başladığım da ben bu kitabı okumam dedim fakat bir baktım ki heyecanlı gerçekçi okudum ve bitirdim şimdi diğer kitaplarınızı almaya çalışacağım çünkü müthiş bir şekilde yazıyorsunuz.Okulda seminerden döndükten sonra keşke Alişan hoca bizim hocamız olsa diye konuştuk arkadaşlarla hocam sizi çok sevdim karacabey'e geldiğiniz için çok teşekkür ederim
   1   2   3   4   5   6   7  
 
   
 
   Şifremi Unuttum | Kayıt Ol
   
  Toplam Üye Sayısı:3351
Online Kişi Sayısı: 8